
Sivil toplumcu ruhunu herkes anlayamaz; çünkü bu ruh, herkese nasip olmayan kutlu bir sevdanın adıdır.
Sivil toplumculuk; karşılık beklemeden, hiçbir çıkar gözetmeden insanlığa dokunabilmektir. Siyasi görüşü, dini, dili, ırkı ve cinsiyeti ne olursa olsun, her insanın gönlüne ulaşmak, gönül kapılarını aralamaktır.
Karşındakinin hâliyle hâllenmek; onun acısında yüreğinle ağlamak, mutluluğunda içtenlikle gülmektir.
Kış demeden, yaz demeden; soğuğa, sıcağa aldırmadan, her şartta yaşadığın kentin ve aynı kenti paylaştığın insanların gören gözü, işiten kulağı, hisseden kalbi ve tüm dünyaya yankılanan sesi olmaktır.
Milli ve manevi değerlerin yüklediği sorumlulukla; birlik, beraberlik, dayanışma ve kardeşlik içinde yaşamaktır.
Çünkü sivil toplumculuk, yalnızca bir görev değil; insana, yaşadığın kente ve hayata karşı duyulan gönüllü bir sorumluluktur.
Bu kutlu sevda, gönüllerden gönüllere ulaşarak sonsuza dek hiç bitmesin.
Vesselâm…
Emine GÜLNAME