KALEMDEN BİR EV HAYAL ETMİŞTİM

Çocukken herkesin bir hayali vardı. Kimi deniz kenarında bir ev isterdi, kimi oyuncaklarla dolu bir oda… Benim hayalim ise biraz farklıydı.

Ben, kalemlerden yapılmış bir ev hayal ederdim.

Duvarları kalemden olsun isterdim… Kapısı kalemden, pencereleri kalemden, çatısı kalemden…

O yaşlarda bunun nedenini bilmiyordum. Sadece kalemleri seviyordum. Defterlerin kendine has kokusunu, yeni açılmış bir kalemin verdiği heyecanı, bembeyaz bir sayfanın insanın önünde açtığı sonsuz ufukları seviyordum.

Yıllar geçti…

Ömür dediğimiz yol, insana birçok şey öğretti.

Sevinçler gördüm, hüzünler gördüm. Kazandıklarım da oldu, kaybettiklerim de… Hayat bazen yüzümü güldürdü, bazen gönlümde derin izler bıraktı.

Ama ne zaman kalemi elime alsam, çocukluğumdaki o hayal yeniden canlandı.

Sonra bir gün, Kur’an-ı Kerim’in satırlarında karşıma çıkan bir ayet, gönlümde bambaşka bir pencere açtı:
“Nun. Kaleme ve yazdıklarına andolsun.”
Ne büyük bir şerefti bu…
Âlemlerin Rabbi, kaleme ve kalemin yazdıklarına yemin ediyordu.

İşte o zaman daha iyi anladım:
Kalem, yalnızca mürekkep taşıyan bir araç değildi.

Kalem; bilgiyi nesilden nesile aktaran, hakikati kayda geçiren, unutulmaya yüz tutmuş güzellikleri yaşatan ve insanın gönlünden süzülenleri geleceğe emanet eden kıymetli bir vasıtaydı.

İnsan, sesi kadar konuştuğunu sanır.

Oysa bazen insanın asıl sesi, yazdıklarında saklıdır.

Bir söz söylenir ve zamanla unutulur. Fakat bir cümle yazılır; yıllar geçse de yaşamaya devam eder.

Nice insanlar toprağın altına girmiştir; ama kalemlerinden dökülen sözler hâlâ gönüllerde yaşamaktadır.

Çünkü kalem, zamana karşı verilen sessiz bir mücadeledir.

Bir insanın kaleminden çıkan hayırlı bir cümle, belki hiç tanımadığı bir gönle dokunur. Bir yaraya merhem, bir umuda ışık, bir karanlığa kandil olur.

İşte bu yüzden kalemi sevdim.

Sadece yazmak için değil… İz bırakmak için.

Sadece anlatmak için değil… Gönüllere dokunmak için.

Belki çocukken hayal ettiğim o kalem ev hiç yapılmadı.

Ama bugün anlıyorum ki insanın gerçek evi, yalnızca beton duvarlardan ibaret değildir.

İnsan bazen bir kelimenin içinde yaşar.

Bazen bir duanın içinde…

Bazen de bir hatıranın…

Ve bazen, ömrü boyunca kalemiyle kurduğu cümleler, ona en güzel yuva olur.

Şimdi dönüp çocukluğumdaki o hayale bakıyorum da…

Meğer ben kalemlerden bir ev değil, kelimelerden bir dünya kurmayı hayal etmişim.

Rabbim kalemimizi doğruluktan ayırmasın.

Yazdıklarımızı hayra vesile kılsın.

Kalemimizi; hakikatin, merhametin ve güzel sözün hizmetkârı eylesin.

Çünkü insan bir gün gider…

Ama kaleminden dökülen hayırlı kelimeler, ardında yaşamaya devam eder.

Emine GÜLNAME

Bu Yazıyı Arkadaşlarınla Paylaş

Emine Gülname Tüm yazıları