ANNEM… ŞEHRİBAN HALA

Bir iğnenin ucunda sabrı işledin,
Bir ipin düğümünde ömrünü çözdün.
Kumaşlara düşen her ilmek,
Bir gönle uzanan dua oldu.

Sen dikiş dikmedin yalnızca,
Yırtılan umutları da onardın.
Bir gelinin çeyizine sevinç,
Bir yetimin yüreğine merhamet oldun.

Kapını çalan aç dönmedi,
Sofran bereketin diliydi.
Kaynayan her tencerede
Muhabbetin kokusu yükselirdi.

Tarsus seni adınla değil,
Yüreğinle tanıdı.
Herkesin dilinde aynı hitap vardı:
“Şehriban Hala…”

Herkesin hâliyle hâllendin,
Bir gözyaşı görünce sessizce sildin.
Sevince ortak olan çoktu belki,
Sen en çok acıyı paylaşmayı seçtin.

Evlat acısı düştü bağrına,
Dağlar kadar ağırdı yükün.
Yine de Rabbine küsmedin,
İyiliği bırakmadın ömrün.

Hasta yatağında bile
Ellerin hizmet aradı.
Güvercinlere yem saçtın düşlerinde,
Misafirlerine ikram hazırlattın.
Dilinden tevhid eksilmedi;
Gönlün hep Rahmân’a vardı.

Şimdi biliyorum anne…
İnsan, dünyadan giderken
Malını değil, merhametini bırakıyor.
Adını değil, duasını bırakıyor.

Sen gittin…
Ama bir sokak başında hâlâ
Sana dua eden bir komşu var.
Bir öğrencinin hatırasında
Şefkatin yaşıyor.
Bir yetimin duasında
Gülüşün çiçek açıyor.

Ve biz…
Her ekmeği bölüşürken seni anıyoruz.
Her misafire gönlümüzü açarken
Senden öğrendiklerimizi yaşıyoruz.

Ey ömrünü iyiliğe vakfeden güzel insan…
Rabbim, dünyada gönüllere ektiğin iyilikleri
Ahirette sana cennet bahçeleri olarak ihsan eylesin.

Mekânın Firdevs olsun.

Dualarımız seninle…

Emine GÜLNAME

Bu Yazıyı Arkadaşlarınla Paylaş

Emine Gülname Tüm yazıları