
İnsan bazen üzerindekilerle görünür; fakat asıl kimliği davranışlarında ortaya çıkar. Ne güzellik tek başına insanı değerli kılar ne makam… Ne servet insanın büyüklüğünü gösterir ne de meslek onun karakterini anlatmaya yeter. Güzellik zamana yenilir, makam bir gün başkasına devredilir, servet elden çıkabilir, meslek değişebilir. Ama güzel ahlak… O, insanın sahip olduğu en kıymetli mirastır.
Çünkü insanın gerçek değeri, neye sahip olduğuyla değil; sahip olduklarıyla nasıl bir insan olduğuyla ölçülür. Öyle insanlar vardır ki gösterişli değildir ama yanlarında kendinizi değerli hissedersiniz. Büyük makamları yoktur ama sözleri güven verir. Servetleri yoktur ama gönülleri cömerttir. Çok şey anlatmazlar; fakat davranışları, insanlık adına uzun cümleler kurar.
Bir de her şeyi olup insanlığını eksiltenler vardır. Üzerinde pahalı elbiseler, dilinde büyük sözler, kartvizitinde önemli unvanlar olabilir. Fakat insanın üzerindeki en pahalı kıyafet bile içindeki kötü niyeti örtemez. Çünkü elbise bedeni örter; ahlak insanı gösterir.
Mevlânâ’ya atfedilen şu söz de bu gerçeği ne güzel anlatır: “Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok; nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.” Belki de hayatta en çok unuttuğumuz gerçeklerden biri budur: Bir insanı görünüşüyle tanımak kolaydır; karakterini görmek ise zaman ister.
İnsan, kimse kendisini alkışlamazken yaptığıyla; gücü elindeyken güçsüze davranışıyla; hiçbir çıkarı olmadığı hâlde gösterdiği iyilikle; kendisine yapılan kötülüğe rağmen koruduğu insanlığıyla belli olur. Çünkü insanın gerçek karakteri, en çok kimsenin görmediği anlarda ortaya çıkar.
Asıl zenginlik, çok şeye sahip olmak değil; elindekini paylaşabilecek kadar güzel bir kalbe sahip olmaktır. Asıl makam, insanların önünde yükselmek değil; kimse görmezken vicdanının karşısında eğilmemektir. Asıl güzellik, yüzün aynadaki yansıması değil; insanların hayatında bıraktığın güzel izdir. Ve asıl meslek, ne yaptığın değil; hangi işi yaparsan yap, onu nasıl bir insan olarak yaptığındır.
Günün sonunda giydiklerimiz unutulacak. Makamlarımız başkalarının olacak. Servetimiz geride kalacak. Unvanlarımız silinecek. Fakat bir insanın kalbine dokunduysak, bir gönlü incitmek yerine onardıysak, bir ihtiyaç sahibinin elinden tuttuysak, kimsenin görmediği bir iyiliği sessizce yaptıysak… İşte geriye insanlığımız kalacak.
Bu yüzden hayatta en güzel kıyafet güzel ahlaktır. En değerli makam insan olabilmektir. En büyük servet temiz bir vicdandır. Çünkü elbise eskir, makam geçer, servet tükenir, unvan unutulur… Ama güzel ahlak, insanın ardından bıraktığı en kıymetli miras olarak kalır.
Çünkü insan dünyaya ne giydiğini göstermek için değil, nasıl bir iz bırakacağını göstermek için gelir.
Emine GÜLNAME