
Bir yağmur faslındayım yine…
Gökyüzü, içimde biriktirdiğim ne varsa sessizce yeryüzüne bırakıyor. Her damla, yüreğimin derinliklerinde saklı kalmış bir duygunun izini taşıyor.
Yağmurun sesi, sustuklarımın tercümanı oluyor. Duygu pencereme düşen her damlada geçmişten bir hatıra, içimde saklı kalmış bir özlem, adını koyamadığım bir hüzün saklı…
Bazen gökyüzü benim yerime ağlıyor sanki. Ben sustukça o konuşuyor, ben içime attıkça o dökülüyor toprağa.
Ve ben, yağmurun altında, kendimle baş başa kalıyorum. Ne geçmişi bütünüyle geride bırakabiliyorum ne de geleceğe tümüyle yürüyebiliyorum. Bir yanım hatıralara tutunurken diğer yanım, usulca yeniden başlamayı öğreniyor.
Çünkü insan bazen en çok yağmurda anlıyor kendini. Islanırken arınıyor, susarken duyuyor içindeki sesi…
Bir yağmur faslındayım yine…
Ve ben, her damlasında kendimden bir şeyler bırakarak, kendime biraz daha yaklaşıyorum.
Çünkü bazen insan, en çok ağladığı yerde kendini bulur.
Emine GÜLNAME