BAYRAK İNMEDİ, MİLLET EĞİLMEDİ

Tarih bazen mürekkep ile değil, şehidin kanıyla yazılır. Bazen de bir milletin suskun yüreği, tek bir gecede asırlara bedel bir haykırışa dönüşür. İşte 15 Temmuz, Türk milletinin iradesini tarihe mühürlediği böyle kutlu bir gecenin adıdır.

O gece gökyüzü karanlıktı; fakat milletin vicdanı aydınlıktı. Kurşunların susturamadığı dualar, tankların ezemediği umutlar ve ihanetin kirletemediği bir vatan sevdası vardı.

Çünkü bu topraklar sıradan bir coğrafya değildir. Her karışı şehitlerin duasıyla yoğrulmuş, her taşı bir destanın sessiz şahidi olmuştur. Ay yıldızlı bayrağımız, yalnızca göklerde dalgalanan bir kumaş değildir; bir milletin namusu, şerefi ve bağımsızlık yemininin en asil sembolüdür.

Türkiye Cumhuriyeti, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, aziz milletimizin bağımsızlık uğruna verdiği büyük mücadelenin en kıymetli eseridir. Bu büyük emanet, milletimizin birlik ruhu sayesinde bugün de aynı inanç ve kararlılıkla yaşatılmaktadır. 15 Temmuz gecesi de bu kutlu mirasa, al bayrağımıza, vatanımıza, milletimize ve minarelerimizden yükselen ezanlarımıza sahip çıkma iradesinin unutulmaz bir nişanesi olmuştur.

O gece hedef alınan yalnızca devlet kurumları değil; Türkiye Cumhuriyeti’nin vakarına, milletimizin iradesine, ezanlarımızın hür sesine ve al bayrağımızın gölgesinde yaşama hakkımıza kast edildi. Fakat unuttukları bir hakikat vardı: Bu millet diz çökmez. Bu millet teslim olmaz. Bu millet, vatan söz konusu olduğunda canını değil, gerekirse bütün dünyayı karşısına alacak kadar inançlıdır.

Meydanlara koşan insanların hiçbirinin elinde makam yoktu, servet yoktu, hesap yoktu. Ellerinde yalnızca bayrakları, dillerinde tekbirleri, gönüllerinde vatan sevgisi vardı. İşte bir milleti millet yapan da budur. Aynı bayrağın gölgesinde birleşebilmek, aynı ezanın çağrısında omuz omuza durabilmek ve aynı vatana “emanet” diyebilmektir.

Bizler biliyoruz ki; bayrak inerse sadece bir direk boşalmaz. Ezan susarsa yalnız minareler yetim kalmaz. Vatan parçalanırsa sadece sınırlar değişmez; hatıralar, mezarlar, dualar ve umutlar da yaralanır. İşte bu yüzden bu aziz millet, dün olduğu gibi bugün de bayrağına, vatanına, devletine ve Cumhuriyetine sahip çıkmayı en büyük vazife bilir.

Geçmişi hatırlamak yetmez; onu doğru anlamak ve gelecek nesillere anlatmak gerekir. Çünkü hafızasını kaybeden milletler, istikballerini de kaybederler. Geçmişinden ders almayan, geleceğine sağlam bir yön veremez. Birlik ve beraberliğimiz ise her zaman en büyük gücümüz, en sağlam kalemiz ve yarınlara uzanan en kıymetli teminatımızdır.

Bugün şehitlerimizin emaneti olan bu güzel vatanda nefes alabiliyorsak, bunu toprağa düşerken bile yüzünde tebessüm taşıyan kahramanlara borçluyuz. Gazilerimizin taşıdığı her iz, bu milletin onur madalyasıdır.

Rabbim; Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet payidar eylesin. Al bayrağımız gök kubbede sonsuza kadar hür dalgalansın. Minarelerimizden yükselen ezan sesleri yeryüzüne umut, gönüllerimize huzur olmaya devam etsin. Milletimizin birlik ve beraberliğini daim eylesin. Bu cennet vatanı huzur, kardeşlik ve esenlik içinde muhafaza eylesin.

Biz biliyoruz ki:
Bayrak, rengini şehidinden alır.
Vatan, kıymetini uğruna verilen candan alır.
Millet, gücünü birlikten alır.
Ezan ise bu toprakların ebedî hürriyetinin semaya yükselen sesidir.

15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü vesilesiyle; vatanımız için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle anıyor; birlik ve beraberliğimizin daim olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

Türkiye Cumhuriyeti ortak yuvamızdır. Ay yıldızlı bayrağımız ortak gururumuzdur. Vatanımız ortak sevdamız, ezanımız ise ebedî hürriyetimizin semaya yükselen sesidir.

Emine GÜLNAME

Bu Yazıyı Arkadaşlarınla Paylaş

Emine Gülname Tüm yazıları