
Lavantanın en büyük güzelliği, kendisi için değil, çevresi için güzel kokmasıdır. İnsan da güzel ahlakıyla değer kazanır; sözleriyle umut olur, davranışlarıyla güven verir, merhametiyle gönüllere dokunur. Güzel ahlak, tıpkı lavanta gibi gösteriş istemez; sessizce bulunduğu her ortama huzur, nezaket ve zarafet taşır. Kırıcı sözlerin değil, gönül alan ifadelerin; bencilliğin değil, paylaşmanın; öfkenin değil, hoşgörünün hâkim olduğu bir hayat, en güzel bahçedir. Lavanta nasıl toprağın kokusunu güzelliğe dönüştürüyorsa, güzel ahlak da insanın karakterini erdeme dönüştürür. Geride bırakılan en kıymetli miras ne servettir ne de makam; insanların gönlünde hoş bir seda ve güzel bir ahlakla anılabilmektir.
“Lavantanın kokusu rüzgârla yayılır, güzel ahlakın kokusu ise gönüllerde kalır. Dünya, güzel ahlakla güzelleşir; insan, güzel ahlakla ölümsüzleşir.”
Sevgiyle ve muhabbetle…
Emine GÜLNAME